3 Ocak 2010 Pazar

TİCARİ PAZARLAMA NEDİR?

Ticari Pazarlamayı anlatmak ve belirli bir tanımını yapmak oldukça güçtür. Kapsam ve işlevleri günün koşularına göre sürekli değişmekte ve gelişmektedir. İçinde bulunduğu segment ve ürün grubuna göre çalışma sistematiğinde büyük farklılıklar bulunmaktadır.Yine sıklıkla Banka ve Finans sektörlerinde bulunan Kurumsal/Ticari pazarlama ile karıştırılır. İşletmelerde bazen satış organizasyonu içinde bazen de pazarlama organizasyonu içinde yer alır. Hatta yeni pazarlama yaklaşımlarında Ticari Pazarlamayı müstakil bir birim olarak gören ve örgütlenmesini bu şekilde yapan firmalara dahi raslamaktayız. Bu durum çalışma sistematiği ve yaklaşımlarında belirgin bir değişiklik meydana getirmez. Bizim konumuz sıklıkla FMCG (Fast Moving Consuming Goods) yani hızlı tüketim ürünleri pazarları ve buna benzer yapılanmaları da bünyesinde taşıyan diğer pazarlardır.

     

 Peki nedir bu  Trade Marketing veya Commercial Marketing denilen şey?
Bunu anlatabilmek için sanıyorum önce daha geriye giderek Pazarlamanın 4P kuramından başlamak faydalı olacaktır. Bildiğiniz gibi pazarlamanın 4 ana enstrumanı vardır. Product (Ürün), Price (Fiyat), Promotion (Promosyon) ve Place (Yer). Başarılı bir pazarlama organizasyonu Pazarlama Karmasını bu 4 ana enstruman ile birlikte kurgulayacak ve ürünlerini tüketiciye ulaşacaktır. Ancak çok az pazarlama bilginiz olsa dahi bu işlerin böyle  kolay yürümediğini tahmin edebilirsiniz. Zira konular artık farklı iki birim faaliyetlerinin kapsama alanı içine dağılmıştır.
      

Günümüz işletmelerinde satış ve pazarlama organizasyonları bağımsız birimler halinde örgütlenmektedir. İşletmenin genel amaçları her iki birim için aynı bile olsa bunun yöntem ve modellenmesi daima birimler arasında sıkıntı yaratmaktadır. Satış doğası gereği hedeflerine ulaşabilmek için pazarlamadan alabileceği her türlü avantajı talep eder. Ancak işletmenin kaynakları kıt ve muhtemelen günümüz koşullarında karları düşüktür. Çöpe atacağı, gereğinden fazla vereceği 1 kuruşu yoktur. Pazarlama ise bütçesini kullanmak konusunda sıkıntı duymaktadır. Zira yoğun ürün ve günlük çalışmalar neticesi bizzat pazardan kopmuş ve pazar değer ve bilgilerini elde etmekte güçlük çekmektedir. Çok spesifik ve dar satış kanallarına hizmet eden bir pazarlama organizasyonu olmadıkça tüketim noktaları, müşteriler, pazar yapısı, saha koşulları, rakipler ve uygulamaları, saha stokları, aktiviteler vs. hakkında yeterli bilgi sahibi olması ve etkili eylem planları üretmesi oldukça güçtür. Bunun en önemli sonucu işletmenin üretim ve pazarlama gücünün sahaya yeterince verilememesi ve büyük değer kayıpları meydana gelmesidir. Ticari Pazarlamanın görevi işte tam bu noktada başlar. Amacı satış ve pazarlama faaliyetleri arasında köprü vazifesi görmek, ürünlerin en rekabetçi ve güçlü konumda pazara sunulması için gerekli çalışmaları yapmaktır. Bu da iyi bir satış, iyi bir pazarlama ve matematik bilgisi gerektirmektedir.
      

 Ticari pazarlamanın tanımını yapmak oldukça güç demiştik. Konuları ve çalışma sistematiği incelendiğinde daha rahat anlaşılacaktır. Yine de bir tanım yapmak gerektiğinde İşletmenin pazardaki etkinliğini arttırabilmesi için, üst yönetimce belirlenen hedeflerin aksiyon planlarını hazırlayan, uygulayan, ve sonuçlarını takip eden bölüm diyebiliriz. Bu görevlerini ifa etmek için ana enstrumanları pazarlama araştırmalarını yapmak, satış kanallarının verimini incelemek ve planlamak,  Kampanya ve promosyonlar tertip etmek, maliyet ve fiyatlandırma çalışmalarına yardımcı olmak, kategori yönetimi çalışmaları yapmak, marchandising hizmetlerini organize etmek ve hatta müşteri lişkilerini yönetimine dair çalışmalar yapmaktır.


        İşletmeler kendi bünyelerine az yada çok ticari pazarlama faaliyetlerini yürütmektedir.  Ticari pazarlamanın bir birim olarak örgütlenmesinin ana amacı birimler arası koordinasyonu sağlamak ve bu faaliyetlerin efektif çalışmalar haline gelmesidir. Ticari pazarlamanın yeri ve önemi üzerine yapılan tartışmalar aslında satış ve pazarlamanın işletme içindeki yeri ve önemi tartışmalarının bir uzantısıdır. Sağlıklı bir ayrışma sonuçta ticari pazarlamanın fonksiyonlarını icra etme ve katma değer yaratma gücünü arttırmaktadır. Günümüzde gelişmiş ülkelerdeki anlayış işletmedeki tüm çalışanların bir pazarlama vizyonuna sahip kılmak, ancak bir satıcı gibi davranmasını teşvik etmektir. Şu ünlü söz hem satıcılar hem de pazarlamacılar için farklı anlamlar taşıyan, her iki departman tarafından kullanılan bir cümledir "Pazarlama yalnızca pazarlamacılara bırakılamayacak kadar önemlidir." Sanıyorum bu konudaki tartışmalar daha uzun süreler ticari pazarlamanın ön bahçesinde devam edecektir.

PAVLOV'UN KÖPEKLERI VE REFLEKS KIRILMASI

PROF. DR. KEREM DOKSAT
PSİKİYATRİST

BİLİRSİNİZ, ÜNLÜ RUS FİZYOLOG PAVLOV, KÖPEKLERİNE ET VERİRKEN ZİL
ÇALINCA VE BUNU ÇOK KEZ TEKRARLAYINCA, ZİL SESİNİ İŞİTTİĞİNDE ET
GÖRMEDEN DE HAYVANIN SALYASI AKMAYA BAŞLAR.

BU, "ŞARTLI REFLEKS"TİR.

HAYVANIN "TABİATINDA OLMAYAN" BIR UYARAN (ZİL SESİ), ONU "TABİATINDA
OLAN" ETİ GÖRMÜŞ GİBİ HEYECANLANDIRMAKTADIR.

EĞER SÜREKLİ OLARAK ZİL ÇALAR AMA HİÇ ET GÖSTERMEZSENİZ, BİR SÜRE SONRA ŞARTLI REFLEKS SÖNER.

DEVAMIN SAĞLANMASI İÇİN ARADA BİR ET GÖSTERİLEREK REFLEKS
PEKİŞTİRİLMELİDİR.

HİÇBİRİMİZ DÜNYAYA TÜRK, MEKSİKALI, SÜNNİ VEYA KATOLİK OLARAK GELMEYİZ.

BUNLAR BİZE ÖĞRETİLEN DEĞERLER, BİR BAŞKA DEYİŞLE, ŞARTLI REFLEKSLERDİR.

EĞER PEKİŞTİRİLMEZLERSE, ZAMANLA SÖNERLER.

BIR GÜN PAVLOV'UN ENSTİTÜSÜNÜ SU BASAR. KÖPEKLERİN BIR KISMI BOĞULUR, BIR KISMI DA GÜNLERCE KORKUYLA TİTREŞİR ÇÜNKÜ ÖLÜMDEN ZOR KURTULMUŞLARDIR.

KURTARILABİLENLER TEKRAR ENSTİTÜYE TOPLANIR.

PAVLOV ZİL ÇALAR, KÖPEKLERDE TIK YOKTUR.

ŞU MÜTHİŞ SONUCA VARIR PAVLOV:

AĞIR TRAVMALAR, ŞARTLI REFLEKSLERİ ORTADAN KALDIRMAKTADIR.

HAYVAN EN DOĞAL, EN İLKEL DURUMUNA GERI DÖNMEKTEDİR.

BIR YANDAN HER GÜN GÜNEYDOĞU ŞEHİTLERİ İÇİN "KANLARI YERDE KALMAYACAK" DENMESİNE RAĞMEN KANLARIN SÜREKLİ "YERDE KALMASI",

BİR YANDAN "ERGENEKON" DENİLEREK BÜYÜK BİR ÇOĞUNLUĞUNUN TEK SUÇU
"ATATÜRK'Ü SEVMEK" OLAN İNSANLARIN SABAHA KARŞI EVLERİNDEN ALINARAK
HAPSE ATILMALARI,

BİR YANDAN ARABA YAKIP POLİSE TAŞ ATARAK GELİŞEN ETNİK KALKIŞMALAR…

HEPSİNİ TOPLARSANIZ, TEMEL GÜVENLİK DUYGUSUNUN ARTIK ZATEN ORTADAN
KALKTIĞINI GÖRÜRSÜNÜZ.

PAVLOV'UN KÖPEKLERİNDEKİ GİBİ, AĞIR TRAVMALARLA BİZİM DE ŞARTLI
REFLEKSLERİMİZ (MİLLİ DUYGULARIMIZ VE TEPKİLERİMİZ) KIRILIYOR.

EMPERYALISTLER SİNSİ SAVAŞLARINDA PSIKOLOJI BİLİMİNİ KULLANIRLAR.

MESELA ERMENILERLE TÜRKLER ARASINDA ULUSAL BIR DÜŞMANLIK MI VAR, ORADA PSIKIYATRIST VAMIK VOLKAN GIRER DEVREYE VE BU DÜŞMANLIĞIN KÖKENLERINI "İNCELER" (!)

BURADA IZLENEN YOL, ABD'NİN TEHDİT OLARAK GÖRDÜĞÜ ULUSLARIN ULUSAL
BİLİNÇLERİNİN, TARİHLERİNİN VE BENLİKLERİNİN SORGULANMASI,
"AŞINDIRILMASI"DIR.

KISACASI, MILLI DUYGUNUN YOK EDILMESIDIR ETNIK PSİKİYATRİNİN GÖREVI.

BIR ULUSUN ULUSAL BİLİNCİNİ, ULUSAL DUYGUSUNU VE REFLEKSLERİNİ NASIL YOK EDERSİNİZ?

BUNUN DENENMİŞ, SINANMIŞ BİR YÖNTEMİ VARDIR:

"O ULUSUN TARİHSEL VARLIĞINI SORGULAMAYA AÇARSINIZ".

YANİ O ULUSUN TARİHİNİ YENİDEN TARTIŞIRSINIZ.

MESELA TÜRKLER KENDİLERİNİ KAHRAMAN BIR ULUS OLARAK MI GÖRÜYORLAR?

ONLARA NE KADAR KORKAK BIR ULUS OLDUKLARINI GÖSTERMEK GEREKİR.

YA DA TÜRKLER ATATÜRK'Ü ÇOK MU YÜCELTİYORLAR?

ONLARA ATATÜRK'ÜN NE KADAR SIRADAN BİRİSİ OLDUĞUNU GÖSTERMELİSİNİZ.

FARKINDAYSANIZ SON ON YILDIR TAM DA BÖYLESİ BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ.

"DEMOKRATLIK", "TARTIŞMA KÜLTÜRÜ" ADINA NEYİ TARTIŞIYORUZ VE BİZDEN NEYİ KABUL ETMEMİZ İSTENİYOR?

DİYORLAR Kİ, "SİZ SOYKIRIMCI BIR MİLLETSİNİZ!

ERMENİLERE SOYKIRIM UYGULADINIZ ..."

BİZ DİYORUZ Kİ, "HAYIR, UYGULAMADIK !"

O ZAMAN DENİYOR Kİ: "TAMAM, MADEM UYGULAMADINIZ, BUNU TARTIŞALIM, ÖYLE SONUCA VARALIM".

SİZE MANTIKLI GELİYOR, "NASILSA SUÇLU DEĞİLİZ, TARTIŞMADAN GALİP
AYRILIRIZ" DİYORSUNUZ.

AMA TARTIŞMA MASASI KURULDUĞUNDA EŞİT BİR TARTIŞMA ŞANSI OLMADIĞINI GÖRÜYORSUNUZ.

BAKIYORSUNUZ, TÜM TELEVIZYONLAR, GAZETELER, "AYDINLAR" SİZİN ERMENİLERİ KATLETTİĞİNİZİ YAYMAYA BAŞLIYOR. KANITLARI VAR MI ?

ELBETTE YOK.

AMA YALAN BİR KEZ YAYILDI MI VE YALANI SÖYLEYENLERİN SAYISI DA YETERİ
KADAR ÇOK OLDU MU, GERÇEĞİN SESİ BASKILANIYOR.

"HAYIR" DİYORSUNUZ, "GERÇEKLERI BİR DE BİZ ANLATALIM",

AMA ANLATAMIYORSUNUZ ÇÜNKÜ TÜM PROPAGANDA KANALLARI SİZE KAPATILMIŞ DURUMDA.

İŞTE O ZAMAN ANLIYORSUNUZ "TARTIŞMAYA AÇMAK" DENİLEN TUZAĞI.

_BU SÜRECİN SONUNDA, ULUSAL GURURU VE HASSASİYETLERI YÜKSEK İNSANLAR BİLE "ACABA" DEMEYE BAŞLIYOR, "ACABA GERÇEKTEN ERMENİLERİ BİZ Mİ KATLETTIK ?"._

"ULUSAL BENLİKTE İLK KIRILMA" YAŞANIYOR...

PSİKOLOJİK HARBİN ETKİSİ BÜYÜK BIR HIZLA BU ŞEKİLDE YAYILIYOR.

SIRA KÜRTLERE GELIYOR.

SIZDEN TARTIŞMANIZI ISTIYORLAR.

TARTIŞMA BAŞLIYOR VE YINE KAYBEDIYORSUNUZ.

BIR DÜŞÜNÜN LÜTFEN, SON DÖNEMDE NELERI TARTIŞMAYA AÇTIK VE ŞİMDİ NEREDEYİZ:

BUGÜN MISAK-I MILLI'YI PEK ÖNEMSEMİYORUZ.

KIRMIZI ÇİZGİLERİ UMURSAMIYORUZ.

TÜRK DİLİNİN ÖNEMİ KALMAMIŞ.

BU ÜLKEDE FEDERASYON DA OLABILIR, ERMENILERDEN ÖZÜR DE DİLEYEBILIRIZ,
KÜRTLERE "BIRAZ" TOPRAK DA VEREBİLİRİZ.

KISACASI, ULUSAL VARLIĞIMIZA AİT HAYATI HER ALANDA KAYBETMİŞ DURUMDAYIZ.

SIRADA NE VAR ?

ATATÜRK VAR ELBETTE...
ÇÜNKÜ ÖNEMLI OLAN, ULUSAL ÖNDERLERİ YOK ETMEK.

O HALDE, ONUN NE KADAR ZALIM BIR DİKTATÖR OLDUĞUNU TARTIŞALIM.

ONUN ZAAFLARINI TARTIŞALIM.

HATTA ONUN ANASINI BİLE TARTIŞALIM.

EVET, EMPERYALİSTLERIN GÜNDEMINDE BU BİLE VAR.

"TARTIŞIN" DIYORLAR,

"BİZ SİZİNLE ÖNDERİNİZİN ANASINI TARTIŞMAK ISTIYORUZ !"

SONRA SIRA SİZİN ANANIZA GELECEK ELBETTE.

HEPİNİZİNKİNE GELECEK...

İŞTE PSİKOLOJIK HARP BUDUR ARKADAŞLAR...

ŞİMDİ YILLAR ÖNCESİNE GİDELİM.

MONDROS IMZALANMIŞ.

DÜŞMAN ASKERLERI İSTANBUL'A ÇIKARMA YAPIYOR.

MİLYONLARCA TÜRK, SADECE İZLİYOR !

DEMEK Kİ ÖNEMLI OLAN İLK ADIM: "İŞGALİ İZLETTİREBİLMEK"MİŞ.

AMA AYNI ZAMANDA BIR DE MASA KONUYOR ORTAYA:

"TARTIŞACAKSINIZ"....

TARTIŞMA MASASINDA BİZİM SADRAZAM EFENDİ EMPERYALİSTLERE YALVARIYOR,
"BİRAZ ACIYIN" DİYE.

"İZLEYEREK", "TARTIŞARAK" NEREYE VARABİLİRSİNİZ ?

EMPERYALİSTLER ŞU ANDA BEYİNLERİMİZE VE YÜREKLERİMİZE YÜZYILIN
ÇIKARTMASINI YAPIYOR.

MEHMET AKİF, ÇANAKKALE İÇİN NE DİYORDU ?

"SU BOGAZ HARBI NEDIR, VAR MI DÜNYADA BIR ESI?

EN KESIF ORDULARIN YÜKLENIYOR DÖRDÜ BESI

TEPEDEN YOL BULARAK GEÇMEK IÇIN MARMARA'YA

KAÇ DONANMAYLA SARILMIS UFACIK BİR KARAYA"...

ÇIKARMA SÜRERKEN IKI TAVIR VARDIR ALINABİLECEK.
BİRİNCİSİ ŞU:

İSTANBUL'DA IŞGALCILERI KARŞILAYAN VE ONLARDAN "TOKAT YİYEN" BIR OSMANLI PAŞASI OLABİLİRSİNİZ VEYA DOLMABAHÇE'DEN ÇIKARTMAYI İZLEYEN BİR PADİŞAH.

BELKİ DE EVİNİN PERDELERİNİ KAPATAN SIRADAN VE SUSKUN BIR TÜRK.

AMA ASLINDA HEPSI AYNI KAPIYA VE AYNI KİŞİLİĞE ÇIKAR:

"İZLERSİNİZ !"

HER ŞEYİ...

YA DA ILK KURŞUNU ATAN HASAN TAHSIN OLURSUNUZ.

HASAN TAHSIN'E KADAR BU ÜLKEDE DÜŞMANA HİÇ KURŞUN ATILMADIĞINI BILMEK NE KADAR UTANÇ VERİCİDİR ASLINDA.

HASAN TAHSIN'I NE KADAR TANIYORUZ ?

ONU "HASAN TAHSIN" YAPAN NEDIR ?

"İLK KURŞUN"DAN ÖNCE DE KURŞUN ATMIŞTIR BU KAHRAMAN ADAM.

HASAN TAHSIN AVRUPA'DADIR VE BIR FILME GIDER. FILMDE TÜRKLER
AŞAĞILANMAKTADIR.

HASAN TAHSİN BU FİLMİ İZLEMEZ, "ÖNCE İZLEYEYİM, SONRA ELEŞTİREYIM" DEMEZ.

ÇIKARIR SİLAHINI, ATEŞ EDER BEYAZ PERDEYE.

FİLM DE ORADA BİTER !

HASAN TAHSİN'İN İNSANİ VE SIRADAN YANIDIR BU.

HİÇBİR İNSAN KENDİSİNE, ANASINA, BABASINA, MILLETİNE, BAYRAĞINA
KÜFRETTİRMEZ.

EN BASİT İNSAN GERÇEĞİDİR BU.

İLKOKULDA BIR ÇOCUĞUN ANASINA KÜFRETMEYE KALKARSANIZ, SİZİNLE "ANASININ DURUMUNU" "TARTIŞMAZ".

BUNUN CEVABI, SURATINIZA YİYECEĞİNİZ BİR YUMRUKTUR.

ÇÜNKÜ ÇOCUĞUN EN İNSANİ VE SIRADAN YANIDIR BU.


ERGENEKON, ERMENİ SORUNU, KÜRT AÇILIMI VE

CAN DÜNDAR’IN "İNSANİ" DENİLEN "MUSTAFA" BELGESELİNİN BAM TELİ
"BURASIDIR"...

PROF. DR. KEREM DOKSAT

2 Ocak 2010 Cumartesi

BİR KADIN DEGİL BİR HAYAT SECERSİNİZ

Bir erkegin düsünsel yetenegi,estetik birikimleri ne olursa olsun,hayatta durdugu kat içinde dogdugu kattır.tanıdıgı ilk kadının…yani annesinin onu bıraktıgı kat.

Giyim zevkini bulunmadıgı bir bahcede dogduysanız;

giyim zevkinin gelişmiş oldugu bir bahceye sizi ancak bir kadın götürür.

Sofralarını inceliklerle donatılmadıgı bir katta dogduysanız;

öyle sofraların bulundugu kata sizi götürecek olanda bir kadındır.

Birlikte oldugunuz kadın degiştiginde,degişen yalnızca bir kadın degildir,hayatınızın neredeyse bütünü degişir.

Bir baska kata bir baska bahceye gecersiniz çünkü.

Orada hersey farklıdır.dinlediginiz müzik,okudugunuz kitap,yediginiz yemek,gittiginiz yerler

Bulustugunuz arkadaslar,hatta taktıgınız kravat bile degişir.

Bir erkegi hayatın içinde kadınlar gezdirir,hayatın katları arasında kadınlar dolastırır.

Zevkli bir kadına rastlarsanız;zevkiniz.

Bilgili bir kadına rastlarsanız;bilginiz.

Espirili bir kadına rastlarsanız;espiriniz.

Zeki bir kadına rastlarsanız;zekanız gelişir.

Yeni huysuzluklar,kaprisler,kavga nedenleri,acıları da ögrenirsiniz.

Hayat kutsal kitaplarda anlatıldıgı gibi kat kattır;babil’in asma bahceleri gibi teraslar halinde yükselir.bir terastan bir terasa sizi götürende kadınlardır.

Ve bugun durdugunuz teras,seyrettiginiz manzara yanınızdaki kadının terası,o kadının hayatıdır.

Hayatın hangi katında durdugunuzu yanınızdaki kadının durdugu kat belirler.

Hayatınız sectiginiz kadındır çünkü;BİR KADIN DEGİL BİR HAYAT SECERSİNİZ.

Not: bu yazı alıntıdır. Arkadaşım yollamıştı.. şöle bir düşündüm hak verdim... ah şu kadınlar bizi ne hallere sokuyorlar biz farkında olmadan 

HAYAT BİR ARAYIŞ İÇİNDE GEÇİYOR... (12.10.2006)

Dikkat ettiniz mi bilmem ama her zaman bir arayış içindeyiz. 

daha spermken yumurtayı aradık bulduk ki burdayız..
 

sonra 9ay 10 gün sonra çıkacak delik aradık...
 

daha okula gitmeden once sokağa çıkıp oynayacak arkadaşlar arardık.
 

sonra okula başladık ders çalışcak veya okuldan eve geleceğimiz arkadaş aradık.
 

liseye gelince okuldan kaytarmak için arkadaş aradık.
 

ergenlik döneminde sevecek kız aradık. (amaç burda sevme eylemini gerçekleştirmek)
 

daha sonra oss sınavına girdikten sonra okuyacak universite arayşına girdik..
 

ilk alkolumuzu almak için gece yarısı bufe aradık...
 
bulduk sahilde içtik sonrada işeyecek yer aradık...
 

universitede ev arkadaşı aradık...
 
tabiii birde ev aradık... (biz 7 ev değiştirdik 4 yılda)
 

sonra universiteliyiz yaa universiteli kız arkadaş aradık (ben fazla aramadım ama neyse genel konuşalım)
 

sınav sonuçlarını öğrenmek için hocamları aradık... bide not istemek için aradık tabiki
 http://cdnimages2.iyonja.com/images/smiley-happy.png 

okul bitti iş aradık...
 

bulamadık askere gittik...
 

askerde hemşeri aradık, olmadı aynı okulda okuduğumuz birilerini, oda olmadı tertibimizi (biz 309 kd'ler olarak şanslıydık)
 

daha sonra askerde gizli gizli cep telefon ile konusacak sote yerler aradık (bulduk ta dimi besim ve tuna kardeşim
 http://cdnimages2.iyonja.com/images/smiley-happy.png 

bak askerlikte bitti şimdide iş arıyoruz..
 
iş bulcaz ev arıcaz...
 
ev bulcaz satın almak için araba arıcaz...
 
sonra evlenmek için eş arıcaz...
 
emeklilik için formları vereceğimiz gişeyi arıcaz... 
 emeklilikte kafa dinlemek için mekan arıcaz...
 
ve sonra aramadan bulacağımız tek yere kavuşacaz....
 



Mezara bizim aramamıza gerek yok mutlaka birileri bize uygun bir yer ayarlarlar...
 bunudamı biz arayalım dimi...



Not: Bu yazıyı bugunkü iş görüşmesinde 1 saat 40 dakika bekletilirken düşündüm. beklememin sonucu ne mi ... olumlu veya olumsuz insan kaynakları bana dönceklermiş... dönsünler bakalım...
 http://cdnimages2.iyonja.com/images/smiley-razz.png) 



Not: bu yazım 12 Ekim 2006 günü eskiden takıldığım bir sitede yazmışım. Bugün tekrar tesadüf eseri gördüm ve burada yayınlamak istedim.  Bu arada beklemenin ve arayışın sonu olumlu )